Velayet Davası: Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Boşanma sürecinde eşlerin en çok endişe duyduğu konu, ortak çocuğun velayetinin kime verileceğidir. Türk hukukunda velayet kararı verilirken anne veya babanın talebinden önce çocuğun üstün yararı esas alınmaktadır. Velayet, boşanma davası içinde belirlenebileceği gibi, boşanmadan sonra değişen koşullar nedeniyle açılacak ayrı bir davayla da yeniden düzenlenebilmektedir.

Bu rehberde velayetin kapsamı, mahkemenin velayet kararında dikkate aldığı ölçütler, ortak velayet, velayetin değiştirilmesi ve kaldırılması ile kişisel ilişki ve iştirak nafakası konuları Türk Medeni Kanunu (TMK) ve Yargıtay uygulaması çerçevesinde açıklanmıştır.


Velayet Nedir?

Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, korunması, temsili ve mallarının yönetimi konusunda anne ve babaya tanınan hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Evlilik devam ederken velayet anne ve baba tarafından birlikte kullanılmaktadır (TMK m.336). Boşanma veya ayrılık halinde ise hâkim, velayetin eşlerden hangisine verileceğine karar vermektedir (TMK m.182).

Velayet, çocuk 18 yaşını doldurduğunda kendiliğinden sona ermektedir. Velayet hakkı vazgeçilemeyen ve devredilemeyen bir haktır; bu nedenle anne ve babanın velayet konusunda yaptığı anlaşma da ancak çocuğun yararına uygun bulunursa mahkemece onaylanmaktadır.


Velayet Kime Verilir? Mahkemenin Dikkate Aldığı Ölçütler

Kanunda velayetin anneye veya babaya verileceğine ilişkin bir öncelik kuralı bulunmamaktadır. Mahkeme her somut olayda çocuğun üstün yararını gözeterek karar vermekte ve bu değerlendirmede özellikle şu unsurları dikkate almaktadır:

  • Çocuğun yaşı ve bakım ihtiyacı: Yargıtay uygulamasında, anne şefkatine ve bakımına daha çok ihtiyaç duyan küçük yaştaki çocukların velayetinin, annenin velayet görevini yerine getirmesine engel bir durum bulunmadıkça anneye verilmesi yönünde bir eğilim bulunmaktadır.
  • Çocuğun görüşü: İdrak çağındaki çocuğun velayet konusundaki görüşü alınmakta ve kararda dikkate alınmaktadır.
  • Ebeveynlerin yaşam koşulları: Konut durumu, çalışma saatleri, çocuğa ayırabilecekleri zaman ve çevre koşulları değerlendirilmektedir.
  • Çocuğun mevcut düzeni: Okul, arkadaş çevresi ve alıştığı ortamın korunması önem taşımaktadır.
  • Ebeveynin tutum ve davranışları: Şiddet, bağımlılık, ihmal veya çocuğu diğer ebeveynden uzaklaştırmaya yönelik davranışlar velayet değerlendirmesinde olumsuz etki doğurmaktadır.
  • Kardeşlerin birlikte kalması: Kardeşlerin birbirinden ayrılmaması kural olarak çocukların yararına kabul edilmektedir.

Boşanmada kusurlu olan eşin velayeti kendiliğinden kaybetmediği de belirtilmelidir. Kusur durumu boşanma ve tazminat açısından önemli olmakla birlikte, velayet kararında belirleyici olan çocuğun yararıdır.

Çocuğun Görüşü Kaç Yaşında Alınır?

Kanunda belirli bir yaş öngörülmemiştir. Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme uyarınca idrak çağındaki çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü ifade etme hakkı bulunmaktadır. Yargıtay uygulamasında genel olarak sekiz yaş civarındaki ve daha büyük çocukların uzman eşliğinde dinlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Çocuğun görüşü önemli olmakla birlikte tek başına bağlayıcı değildir; mahkeme bu görüşü diğer delillerle birlikte değerlendirmektedir.

Sosyal İnceleme Raporu

Velayet uyuşmazlıklarında mahkeme, aile mahkemesi bünyesindeki pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacıdan sosyal inceleme raporu alınmasına karar vermektedir. Uzman; anne ve babayla görüşmekte, gerektiğinde ev ortamını incelemekte ve çocukla görüşerek velayet konusunda görüş bildirmektedir. Rapor hâkimi bağlamamakla birlikte velayet kararlarında en önemli delillerden biri olarak kabul edilmektedir.


Ortak Velayet Mümkün mü?

Türk Medeni Kanunu’nda boşanmadan sonra ortak velayete ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte Türkiye’nin onayladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 7 No’lu Protokol’ün 5. maddesi, eşlerin evlilik sırasında ve evliliğin sona ermesinde çocuklarla ilişkilerinde eşit hak ve sorumluluklara sahip olduğunu öngörmektedir.

Yargıtay, ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı olmadığını kabul etmiş ve bu karardan sonra uygulamada ortak velayete hükmedilmeye başlanmıştır. Ortak velayete karar verilebilmesi için özellikle anne ve babanın çocuk konusunda sağlıklı iletişim kurabilmesi, ortak karar alabilmesi ve bu düzenlemenin çocuğun üstün yararına uygun olması aranmaktadır. Uygulamada ortak velayet çoğunlukla tarafların anlaştığı durumlarda, özellikle anlaşmalı boşanma protokollerinde gündeme gelmektedir.


Velayet Değişikliği Davası

Velayet kararı kesin ve değişmez nitelikte değildir. Boşanmadan sonra koşulların değişmesi halinde hâkim, re’sen veya anne ya da babadan birinin istemi üzerine velayeti yeniden düzenleyebilmektedir (TMK m.183). Velayet değişikliğini haklı kılabilecek durumlara örnek olarak şunlar gösterilebilmektedir:

  • Velayet sahibi ebeveynin çocuğun bakım ve eğitimini ihmal etmesi,
  • Çocuğa yönelik şiddet, kötü muamele veya uygunsuz bir ortamda yaşatılması,
  • Velayet sahibi ebeveynin çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisini sürekli olarak engellemesi,
  • Velayet sahibinin yeniden evlenmesi sonrasında çocuğun yeni aile ortamında olumsuz etkilenmesi,
  • Çocuğun yaşının ilerlemesiyle birlikte diğer ebeveynle kalma yönünde açık ve sağlam bir irade ortaya koyması.

Velayet sahibinin yeniden evlenmesi veya başka bir şehre taşınması tek başına velayetin değiştirilmesi sebebi değildir; belirleyici olan bu değişikliğin çocuk üzerindeki etkisidir. Velayet değişikliği davaları da aile mahkemesinde görülmekte ve kural olarak sosyal inceleme raporu alınmaktadır.


Velayetin Kaldırılması

Velayetin değiştirilmesinden farklı olarak velayetin kaldırılması, ana ve babanın velayet hakkını kullanamayacak duruma düşmesi halinde başvurulan ağır bir önlemdir. TMK m.348 uyarınca anne ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, engelli olması, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır şekilde savsaklaması durumunda hâkim velayeti kaldırabilmektedir. Bu durumda çocuğa vasi atanması da gündeme gelebilmektedir.


Velayeti Alamayan Ebeveynin Hakları

Kişisel İlişki Kurulması

Velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı bulunmaktadır (TMK m.323). Mahkeme, boşanma kararıyla birlikte kişisel ilişkinin gün, saat ve süresini belirlemektedir. Uygulamada belirli hafta sonları, resmî ve dinî bayramların bir bölümü ile yaz tatilinin bir kısmında çocukla görüşme düzenlenmektedir. Kişisel ilişkinin süresi ve şekli de çocuğun yaşına ve yararına göre belirlenmekte; gerektiğinde değiştirilebilmektedir.

Velayet sahibi ebeveynin kişisel ilişkiyi haklı bir sebep olmaksızın engellemesi halinde, kararın yerine getirilmesi için yasal yollara başvurulabilmektedir. Kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi, yukarıda belirtildiği üzere velayet değişikliği sebebi olarak da değerlendirilebilmektedir.

İştirak Nafakası

Velayeti kendisine verilmeyen ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlüdür. Bu amaçla mahkemece iştirak nafakasına hükmedilmektedir (TMK m.182, m.327-330). İştirak nafakası kural olarak çocuk ergin olana kadar ödenmekte, tarafların ekonomik durumundaki değişikliklere göre artırılması veya azaltılması istenebilmektedir. Eşler arasındaki nafaka türleri için Süresiz Nafaka Kaldırıldı mı? yazısı incelenebilir.


Velayet Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davasıyla birlikte velayet talebi dava dilekçesinde ileri sürülmektedir; çekişmeli boşanma sürecine ilişkin ayrıntılar Çekişmeli Boşanma Davası rehberinde açıklanmıştır. Boşanmadan sonra velayetin değiştirilmesi veya kaldırılması ise aile mahkemesinde açılacak ayrı bir davayla istenmektedir. Dava dilekçesinde velayetin değiştirilmesini gerektiren olayların ve delillerin ayrıntılı biçimde gösterilmesi gerekmektedir. Velayet davaları zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir.

Dava süresince çocuğun korunması gerekiyorsa mahkemeden geçici velayet veya kişisel ilişkinin geçici olarak düzenlenmesi gibi tedbirler talep edilebilmektedir (TMK m.169).


Sıkça Sorulan Sorular

Velayet her zaman anneye mi verilir?

Hayır. Kanunda anneye öncelik tanıyan bir hüküm bulunmamaktadır. Küçük yaştaki çocuklar bakımından uygulamada anne lehine bir eğilim bulunsa da her somut olayda çocuğun üstün yararı değerlendirilmekte ve velayet babaya da verilebilmektedir.

Çalışan anne veya baba velayeti alabilir mi?

Ebeveynin çalışıyor olması tek başına velayetin verilmemesi sebebi değildir. Mahkeme, çalışma koşullarının çocuğun bakımına engel olup olmadığını ve çocuğun bakımının nasıl sağlanacağını değerlendirmektedir.

Velayet sahibi çocuğu başka şehre götürebilir mi?

Velayet sahibi ebeveynin yerleşim yerini değiştirmesi kural olarak mümkündür. Ancak bu değişiklik diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi fiilen ortadan kaldırıyorsa, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi veya velayetin değiştirilmesi gündeme gelebilmektedir. Çocuğun diğer ebeveynin rızası veya mahkeme kararı olmaksızın yurt dışına götürülmesi ise uluslararası çocuk kaçırma kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Velayet değişikliği davası ne kadar sürer?

Süre; sosyal inceleme raporunun hazırlanması, tanıkların dinlenmesi ve mahkemenin iş yüküne göre değişmektedir. Çocuğun güvenliğini ilgilendiren acil durumlarda dava sonuçlanmadan geçici tedbir kararı verilmesi talep edilebilmektedir.


Sonuç

Velayet kararlarında belirleyici olan ebeveynlerin talepleri değil, çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle velayet talebinin çocuğun yaşam koşulları, bakım düzeni ve ebeveyn ilişkisi bakımından somut delillerle desteklenmesi önem taşımaktadır. Velayet kararı kesinleştikten sonra da koşulların değişmesi halinde yeniden düzenlenebilmektedir.

Yetkiner Hukuk Bürosu tarafından İzmir’de velayet, boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıklarında hukuki destek sağlanmaktadır. Büroya iletişim sayfasındaki kanallar aracılığıyla ulaşılabilmektedir.

Av. Uygar Yetkiner

İzmir Barosu’na kayıtlı avukattır. Aile, miras, gayrimenkul, iş, ceza ve ticaret hukuku alanlarında çalışmakta; müvekkillerine Türkçe, İngilizce ve Fransızca hukuki destek sağlamaktadır.

Son güncelleme:

Hukuki Destek İçin İletişim

Bu makalede ele alınan konuyla ilgili somut durumunuza ilişkin hukuki destek almak için Yetkiner Hukuk Bürosu ile iletişime geçilebilir.

Telefon: +90 543 379 15 65

E-posta: uygar@yetkiner.av.tr

Adres: Çiçek Plaza, Kat:6 No:605, Bornova/İzmir

İLETİŞİM

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımamaktadır. Somut olaylarda bir avukattan hukuki destek alınması önerilir.

Son Makaleler

Hemen Ara WhatsAppWhatsApp ile yazın